İş yerimin girişinde bir simitçi vardı. Arabası olanlardan. Genç bir çocuk ve ayağı aksayan annesiyle nöbetleşe duruyorlardı arabanın başında. Çok değil, 20-30 simit, poğaça olurdu arabalarında. Bitirene kadar durur, sonra kapatıp giderlerdi. Simitimi her gün onlardan alıyordum, karşıdaki simit dükkanına rağmen. Simit dükkanında 75 kuruşa satılan simiti 90 kuruşa satmalarına rağmen, her gün 1 liraya simit alıyordum. Sonradan sohbet etmeye, durumlarını öğrenmeye başladıkça, en doğrusunu yaptığımı da anladım. Baba şeker hastası, inşaatlarda falan bekçilik yapıyor. Annenin ayağı sakat, bir dizi ameliyat olması gerekiyor, genç üniversite okuyor ama harcını bile yatıramıyor. Ve tüm geçimlerini bu arabadan sattıkları 30-40 parça simit, poğaça parası ve bekçilik maaşıyla sağlıyorlar.
Karşılarındaki dükkanda insanlar simit almak için sıraya girerlerken bu insanlar o dükkanı seyrediyorlar. Klasik bir hikaye oldu aslında günümüz için bu durum. Avm'ye karşı bakkal durumları.
Bizim cebimizden çıkan günlük 15-20 kuruş bize bir kaybettirmez, ama bir ailenin geçimini sağlayabilir. Ne olurdu, karşıdaki dükkandan değil de bu simitçiden alsaydınız simitlerinizi.
Simitçi dün arabasını sattı ve kapattı. Üzüldüm, aradım sordum. Kazanamıyorduk dedi. Başka şeyler bakacağız artık dedi. Üzüldüm. Gerçekten üzüldüm.



0 Comment
more_vert