BLANTERSWIFT101

Amour

20 Temmuz 2014 Pazar

Birçok insanın sıkıcı olarak nitelendirebileceği bir film. Atraksiyondan hoşlananlara özellikle. Ama beni gerçekten etkiledi. Son derece çarpıcı ve düşündürücü. Filmi izlediğimden beri aklıma kazınan sahneler var. Vikipedi'de filmin yönetmeni için şöyle söylenmiş: "kimsenin kolayca ve içi rahat bir şekilde seyredemeyeceği filmler yapan yönetmen." 

Fedakarlık, aşk, emek, muhtaç olmak ve muhtaç olan bir insana bakmak. Filmi özetleyen kelimeler bunlar olabilir. Oyunculuklara bayıldım, filmde verilmek istenenler ancak bu kadar güzel oynanabilirdi. Ayrıca karı koca arasındaki diyaloglara ve ilişkilerine o kadar imrendim ki. Filmi izlemeyenler ve izlemeyi düşünenler yazımın bundan sonrasını okumasınlar çünkü filmin hissettirdiklerini film hakkında ipucu vermeden anlatamayacağım.

En çarpıcı sahneler elbette ki, adamın sabrının doruk noktasına geldiğinde kadına tokat attığı sahne ve yastıkla boğduğu sahneydi. İki sahnede de uzun süre soluksuz kaldım. Adamın kadını öldürmesi, ondan bıktığı için miydi? Yoksa kadını bu zor durumundan kurtarmak için miydi? Yaşlı kadın gibi, ömrünü aktif ve ayaklarının üzerinde duran bağımsız bir kişilik için yatağa bağlı kalmak ölümden beter bir durum. Ben de her zaman bunu düşünürüm ve en çok korktuğum şeydir; muhtaç olmak. Bakıma muhtaç bir hale düşmek. Sanırım ben de o kadın gibi bir duruma gelsem, ölmek isterdim. Eşi de onun ölüm isteğini yerine getiriyor, ondan sıkıldığından ya da artık bakmak istemediğinden değil, o böyle istediği için, onun ölümden beter mutsuzluğuna dayanamadığı için, bunu sonlandırmak için. 

Bir insanı öldürebilecek kadar sevebilir misiniz? 

Bu Blogda Ara