BLANTERSWIFT101

Kediyi evde bırakıp gitmek...

25 Temmuz 2014 Cuma

Bayram için bu gece eşimin memleketine gidiyorum. Başımıza bir şey gelmezse ikinci gün döneceğiz. Şimdiden içime hüzün oturdu. Gittiğinde yukarıdaki gibi bir görüntü bıraktığını bilmek nasıl bir duygu, yaşayan bilir. Ablam biz gelene kadar bizde kalacak. Ama yine de içim rahat olmuyor. Çünkü biliyorum ki, Üzüm bizim gittiğimizi biliyor, ve bizden başka kimseyi istemiyor. Stresli oluyor ve acısını ablamdan çıkarıyor. Ablam da tedirgin oluyor biliyorum, çünkü ciddi ciddi korkuttu bizimki onu. Geçen sefer saldırmış, köşeye sıkıştırmış, hırlamış, tıslamış, üstelik durup dururken. Umarım yine yaşanmaz böyle bir şey.

Üzüm, her kişinin karakterini biliyor ve herkese farklı davranıyor. Kedisi olmayanlar ya da hayvanlarla herhangi bir iletişime geçmemiş olanlar "yaa ne saçmalıyor bu" diyebilir ancak işin gerçeği bu. Kapris yapacağı insanı da, ondan çekinen insanı da çok iyi biliyor ve ona göre davranıyor. Ben evden çıkmadan önce balkondaysa, balkona doğru seslenirim "hadi kuzum içeri gir" derim ve girer. Balkonu kapatır giderim. Ablam geçen biz yokken, yarım saat içeri sokmaya çalışmış ve tırmığı da yemiş. Ne yaptıysam girmiyor diyor. Ablamın ondan çekindiğini, biraz tırstığını biliyor ve resmen onunla dalga geçiyor, oyun oynuyor. Yani ablamın o evdeki otoritesini tanımıyor, "bu evde senin değil, benim istediğim olur" diyor.

Geçen sene bayramdan döndüğümüzde gecenin bir yarısıydı saat. Arabayı parkettik, evden baya bir ilerdeyiz, bizim kız balkondaymış, bizi gördü uzaktan, miyavlamaları ortalığı inletti. Bu genelde köpekleri olanların yaşayabileceği türden bir sevinç gösterisiydi. 

Diyeceğim o ki, akşam evden çıkmadan yine iç sızlaması, hatta iç çatlaması yaşayacağım. Ama dönüş yolundaki yürek pırpırı da başka oluyor :)


Bu Blogda Ara