![]() |
| Javier Perez |
Keyifsizlik hali hakim blog aleminde. Çok severek bulunduğum bir ortam burası. İçimden geleni, geldiği gibi yazabilmek adına da, insanların yazdıklarını okumak adına da keyif aldığım bir mecra blog dünyası. Yaz sezonu blog dünyası için ölü sezonmuş sanırım, bunu da öğrenmiş oldum. Kendi adıma da böyle oldu durum. Ama benimki tatil değil, ders yüzünden :( Eşim izinde, ben çalışıyorum. O uyuyor, ben işe gidiyorum. Ben uyuyorum, o gezmelere gidiyor. Öyle ayrı takılıyoruz bu aralar. İzin almama sebebim, sınav tarihinin belirlenmesi durumunda -ki artık ümidimi kesmeye başladım- iznimin hepsini ders çalışmak için kullanmak.
İşten geliyorum, canım eşim sağolsun yemek hazırlıyor. Yemeğimi yiyip, biraz bloglara bakıp, derse başlıyorum. Ders çalışmada yeni bir taktik geliştirdim. Dersi telefonuma okuyorum ve kaydediyorum. Serviste işe gidip gelirken takıyorum kulaklığımı dinliyorum kendi sesimden dersleri. Böylece defalarca tekrar etmiş oluyorum.
Balkondaki kovana ellemedim, hala duruyor. O balkonu kullanmıyoruz. Onlar da işi büyütmüş gibi değiller, aynı büyüklükte duruyor kovanları. Et yemiyorum ama bal yiyorum. Arıları izlerken "arı filmi" geldi aklıma. Arıların binbir zahmetle yaptığı, binbir çiçekten damla damla topladıkları balı, ellerinden çalıp afiyetle yediğimizi düşündüm ve yine üzüldüm. İnsanların hayvanlara yaptığı büyüklü küçüklü binlerce istismar var. Bal da bunlardan biri aslında. İzlemeyenlere tavsiye ediyorum, çok başarılı bir animasyon filmi: "Arı Filmi".
Az az kitap okumaya ve de spor yapmaya başladım birkaç gündür. Gözlerim doldu azmim karşısında :) Gece yatmadan önce çok değil 15-20 dakika squat, bel ve karın egzersizi yapıyorum. Sonra duş alıp, yatağa uzanıyorum yarım saat kadar da kitap okuyup uyuyorum. Önceleri uyumakta hiç zorlanmazken, yastığa gömüldüğüm anda uyurken, bugünlerde uyumakta çok zorlanıyorum.
Geçen gece sinirimden kudurdum yattığım yerde. Önce sıcaktan uyku tutmadı, sonra tam dalacakken, karşı apartmanda oturan insan sürüsü balkona çıktı ve resmen bağrışmaya başladılar. İki ergen kız, bir ufak velet ve anneleri. ama öyle böyle değil, resmen bağırarak konuşuyorlar. Küçük çocuk çığlık atıyor, kızlar ona bağırıyor, anneleri de hepsine. Böyle konularda insanlarla tartışmaktan ya da tepki göstermekten kesinlikle çekinmem ama nedense balkona çıkıp da "herkesi kendiniz gibi işsiz güçsüz mü sanıyorsunuz, sessiz olun" diyemedim çünkü aklıma Üzüm geldi. Üzüm o balkona çıkıyor bütün gün ve gece de genelde orada yatıyor. Bunların küçük veletleri bu tepkime karşılık kızımı rahatsız edebilir, hatta lazer falan tutup aşağı düşmesine neden olabilir gibi binbir fantezi kurdum ve bağrınmaktan vazgeçtim. Annelik böyle bişeymiş demek ki. Nerden nereye bağlantı kurdum bak, gördün mü. Balkona çıktım, ellerimi belime koyup dik dik baktım ama görmediler bile beni. Zaten görseler de, altımdaki puantiyeli kaprim ve sağa sola kaymış askılı penyem ve saçı başı dağılmış halimle ciddiye alacaklarını sanmıyorum. Deli sanabilirlerdi o halimle :D
İşte böyle sevgili blog. Seviyorum seni, kib, bye :D



0 Comment
more_vert