Cumartesi babamın yanına gittik. Kavanoz domates yapmak amacıyla, ama sağolsun babamlar yapmışlar bize de. Yerli tohum pembe domateslerle hem de. Tohum mevzusu gerçekten vahim bir yöne doğru gidiyor ülkemizde. Yerli tohumlarımıza sahip çıkmamız gerekiyor. Tohumları dedem göndermiş uzaklardan babama. Babam da bütün köye dağıtmış sağolsun, köyde yaygın bir şekilde ekilmiş pembe domatesler. Domatesi yediğiniz an, marketten, pazardan alıp da yediğiniz domateslerin aslında domates olmadıklarını anlıyorsunuz. O kokusu, o tadı cidden uzun zamandır böyle domates yemedim. Yerli tohumlarımızı kurutan, yok eden veya yok olmasına neden olan herkesin en kısa sürede belasını bulmasını diliyorum. Akılsız kafam her şeyin fotoğrafını çektim, o güzelim domatesin fotoğrafını çekmedim.
Önce size müthiş bir yaratıcılık örneği göstermek istiyorum. Bunlar süs kabağıymış, babamın eşi hakikaten yaratıcılığını sergilemiş, takdir ettim. Bunları delmiş tele bağlamış ve kabaklardan bir avize yapmış :)
Bu cancağız Şanslı diğer adı da Kral. Kendisi minicikken Işıkkent Barınağından kurtarılan bir can. 7 senedir babamlara arkadaş. Çok şımarık, çok kıskanç, çok çok çok tatlı bir şey.
Bugün de diş hastanesine gittim. Uzuuun zamandır ihmal ettiğim yirmilik dişimi çektirmeye cesaret buldum sonunda. Sene başında da kendime söz verdiğim gibi, bu sene o diş çekilecek. Ben bugün bu iş hallolur diye düşünürken 9 eylüle gün verdiler. Film çekildi. Ve sürpriz, bir yirmilik daha başıma bela olmuş da haberim yok. Çenemin altında sağlı sollu yan gelmiş yatmış şerefsiz dişler. En arka dişe de yaslamışlar kafayı, iki tarafta duvar gibi duruyorlar. Resmen yatık vaziyetteler. Off ki ne off, bir tanesine cesaret edemezken iki tane çıktı. Neyse 9 eylül de İzmir'imin kurtuluş gününde ben de bu düşmandan kurtulacağım. Birisinden şimdilik. Artık öbürüne ne zaman cesaret ederim bilmem. Bir form verdiler, ameliyat günü imzalayıp götürmem gerektiğini söylediler. (Evet ameliyat dedim, çünkü cidden ameliyat, valla bak, çok fena) Formda riskler falan yazıyor, adamlar bir maddede demişler ki, gömülü diş çekimi sırasında çene kemiğiniz kırılabilir. Ohaaa dedim, ne diyor bunlar. Ama cidden başına gelebilecek her şeyi yazmışlar ve kabul edip imzalıyorsun kuzu kuzu. Kanama riskinden tut şuur kaybına, kalıcı kısmi hissizliğe kadar her şeyi kabul etmiş oluyorsun böylece. Ben de sabahtan bir kahvaltı yaptım görmen lazım. Yiyemeyeceğim uzun süre diye tıka basa yedim. Öküz gibi yediğimle de kaldım. Dünden hazırlıklarıma başladım aslında. Tüm yirmilik diş yazılarını okudum, hatta akşam çekim videosu bile izledim. Dişlerimin fotosunu da koyayım da size tam olsun :) İbretlik diş bunlar.
Gördüğünüz üzere durum vahim. Sağlı sollu dayamışlar arka dişlerime. Arka dişlerde de dolgu var zaten sırıtıyorlar. Nedir benim dişlerimden çektiğim ya çocukluğumdan beriii. Anaaaa neyle besledin kız beni ya, emzirmedin mi beni, çöpten mi buldun. Görsen bütün dişler işlemden geçmiş nerdeyse. Ya ben kendimi hatırladığımdan beri dişçilerdeyim. En erken hatırladığım 7 yaş yanii. :( Diş konusunda çok bahtsızım be blog.









0 Comment
more_vert