BLANTERSWIFT101

35

2 Mayıs 2016 Pazartesi

Ben var ya ben, bugün tam olarak 35 yaşımı doldurmuş bulunmaktayım. 35 (otuzbeş) (XXXV) yaşındayım. Kocaman bir ootttuuuzzz beeeşşşş. İzmir'imin plakası. Nasıl hissediyorum kendimi? Hımmm. 30'dan sonra doğumgünlerimi sevmemeye başladım. Böyle bi hüzünlü, bi ağlak hissediyorum kendimi. Bunda "otuz beş yaş" şiirinin de etkisi var sanırım. Ne öyle yolun yarısı falan ya, canımı sıkmayın benim. Şaka, şaka. Valla yaşımdan falan memnunum ya, bi derdim yok. Belki bunda minyon olmamın, yaşımı göstermiyor olmanın da etkisi vardır. 

Cuma gününden başlayayım anlatmaya. Cuma akşamı film izleyeyim dedim. Film izlemeyi düşününce tavsiye aradığım ilk yer Küçük Joe sayfası tabi ki :) Biraz bakındım, sonra Time Out'da karar kıldım. Kendime bi votka-sprite karışımı yaptım. Ohh, film de çok keyifliydi, çok da güzel oldu. Bak şu duvarda gördüğünüz güpgüzel şeyi aldım kendime, nasıl beğendim, nasıl mutlu oldum. 



Cumartesi günü Urla'ya gittik. Enginar festivaline. Böylesini beklemiyordum, bir kalabalık, bir kalabalık. Öyle ki, Urla'da araba koyacak yer kalmamış, trafik felç olmuş. Arabayı baya bi uzağa park edip yürüdük, tüm İzmir oraya akmış sanırım. Tam bir festival havası vardı, enginarın her bi şeyini yapmışlar, en akla gelmeyecek şeylerini bile. Örnek; enginarlı dondurma :) Konserler vardı, şefler enginarlı tariflerini yapıyorlardı. Müzikler çalınıyor, göbekler atıyorlardı falan. 

Pazar akşamı da doğum günü bahanesiyle bi yere gidip yiyip içelim dedik. Rakı balık yaptık, tıksırıncaya kadar kalamar yedik falan. Rakıdan mı, çok yemekten mi artık gece midemin yanmasından, böyle acayip rüyalardan uyandım durdum. 


Stefan Zwieg'le devam ediyorum okumaya. Olağanüstü Bir Gece'den sonra Amok Koşucusu'na başladım. Ama Satranç'ın yerini tutmadı hiçbiri. İşte durumlar böyle bende. Şimdi ben ortayaşım dimi artık, gençlik gitti gördün mü :)




Bu Blogda Ara