Eskisi gibi yazamıyorum artık. Çok istesem de olmuyor :( Ne yazayım, yazınca ne olacak sanki derken hiç isteğim kalmıyor. Bazen başlıyorum yazmaya, bir iki satırda tıkanıp kalıyorum. Şu an yazmak için çok güzel sebebim var. Dün akşam bir film izledim. Uzun zamandır böyle keyif alarak izlememiştim bir filmi. Bitmesin istedim. En sevdiğim film Amelie gibi bir fransız filmi. Karakterlere, oyunculuğa, konuya, anlatım tarzına, çekimlere, renklere, detaylara, her şeyine bayıldım filmin. 3 ana karakter üzerine kurulu film. 11 yaşındaki Paloma'ya bayıldım ve kendimi Renee karakterine çok yakın hissettim. Aynı onun gibi dıştan bir kale gibi korunaklı ama içinde son derece kırılgan ve zarif. Ölüm ve yaşam, farkına varmadığımız, gözümüzün önünde durup da hiç önemsemediğimiz güzellikler üzerine müthiş bir film. Filmin bitmesine 20 dakika falan kala, bitiyor diye üzüldüm. Durdurdum filmi biraz dolandım evin içinde, bir sigara içtim falan.
Muriel Barbery'nin "Kirpinin Zerafeti" isimli kitabından uyarlanmış film. Keşke önce kitabı keşfetseydim, onu okusaydım. Kitabın çok daha iyi olduğuna şimdiden eminim. En kısa zamanda kitabı da okumalıyım.
Mutlaka izlemelisin. Mutlaka.


0 Comment
more_vert