Ben çok konuşan biri değilim. Çok konuşan birini dinlemek zorunda kalmak beni en çok sıkan şeylerden biridir. İş yerimde yıllarca, çok konuşan biriyle çalışmak zorunda kaldığımdan sıkıntısını epey çektim. Beynim zonklamaya, kulaklarım çınlamaya başlar bir süre sonra. Sessizliği severim. Kendimle kalmak, yalnız olmak benim için kabus değil, mutluluktur.
Geçen hafta, çalıştığım kurum, bir seminere katılmak üzere İzmir dışına gönderdi beni. Yeni tanıştığım ve yaşça benden büyük iki kadınla sohbet ediyoruz, daha doğrusu onlar konuşuyor ben dinliyorum. Genellikle gözlemlediğim şey, bu sohbette de gerçekleşti. Hep kendileri konuşmak istiyor, biri, diğerini dinlerken bile, "bitse de, ben de kendimi anlatsam" modunda. Karşındakinin ara vermesini bekliyor ve hemen kendinden bahsetmeye başlıyor. Bir süre sonra, ikisi de bana dönmüştü, birisi ara verince diğeri anlatıyor, diğeri soluklanırken öbürü başlıyordu. Karşısındakini dinlemiyorlardı bile, sadece kendi anlattıklarına odaklanmışlardı. Benim yorum yapmama ya da iki kelime etmeme bile gerek yoktu, çünkü onların yaşadıkları en ilginciydi, en eşsizdi, en anlatılması gerekendi. Bir ona, bir diğerine kafa sallayarak saatler geçti.
İnsanlar kendinden bahsetmeyi sever, kendilerini anlatabildikleri insanlarla konuşmayı da. Ama neden hep konuşmak üzerine diyaloglarımız. Karşımızdakini anlamaya çalışmak ya da dinlemek yerine, "ben de şöyle oldum, benim başıma da şu geldi, benim de şuram ağrıyor" diye başlıyoruz konuşmaya. Ben, ben, ben. Dinlemeyi bilen insan o kadar az ki. O yüzden insanlar, dinleyen birini bulduklarında kendilerini kaybediyorlar sanırım.
Karşındakinin senin anlattıklarına ilişkin yorumunu önemsemiyorsan, o konuşurken onu dinleme gereği duymuyorsan, sadece konuşmak için konuşuyorsun demektir. Bunun için de karşında biri olması çok da gerekli değil aslında. Anlat dur aynalara, duvarlara. Boş yere insanı da esir alıp kafasını şişirme. Bazen anlatılanlar ilginç gelse bile, sırf bu sebeple uzaklaşmak istiyorum ortamdan.
Yazıya birkaç gün önce başlamıştım. Olaysız, patlamasız, sorunsuz, terörsüz, krizsiz bir günümüz olsa da böylesine basit yazılarımızı, yutkunmadan, gereksiz bulmadan yayınlayabilsek. Ama silmeyeceğim. Gündeme dair söylemek istediklerimi yeterince yutuyorum, yutkunuyorum, susuyorum. Onlar içimde kalsın, ben basit şeylerle takılayım.
Karşındakinin senin anlattıklarına ilişkin yorumunu önemsemiyorsan, o konuşurken onu dinleme gereği duymuyorsan, sadece konuşmak için konuşuyorsun demektir. Bunun için de karşında biri olması çok da gerekli değil aslında. Anlat dur aynalara, duvarlara. Boş yere insanı da esir alıp kafasını şişirme. Bazen anlatılanlar ilginç gelse bile, sırf bu sebeple uzaklaşmak istiyorum ortamdan.
Yazıya birkaç gün önce başlamıştım. Olaysız, patlamasız, sorunsuz, terörsüz, krizsiz bir günümüz olsa da böylesine basit yazılarımızı, yutkunmadan, gereksiz bulmadan yayınlayabilsek. Ama silmeyeceğim. Gündeme dair söylemek istediklerimi yeterince yutuyorum, yutkunuyorum, susuyorum. Onlar içimde kalsın, ben basit şeylerle takılayım.


0 Comment
more_vert