BLANTERSWIFT101

Son Ada - Zülfü Livaneli

15 Ocak 2015 Perşembe

zülfü livaneli
Hayatımda okuduğum en sade, en güzel kitaptı desem abartmış olmam sanırım. O kadar sade ve akıcı bir anlatım ki su gibi okunup gidiyor. Uzun zamandır yazmak istediğim bir konuya da böylece değinmiş olayım; insanın doğaya hakimiyeti, ya da öyle olduğunu sanması konusu.

Son ada, tam da yaşamayı hayal ettiğim bir yer tasviriyle başlıyor. Yeşillikler içinde, az insan, herkes canı ne isterse onu yapıyor, kimse kimseye karışmıyor, ortak çalışıp, para bölüşülüyor, bürokrasi yok, trafik yok, gürültü yok, ohh miss. 40 hanelik bir ada. Ütopya kısa sürede kabusa dönüyor. "O"nun yani emekli başkanın adaya yerleşmesiyle. Başkan sadece günümüzde değil, tarih boyunca tanıdığımız bazı büyükbaşlara oldukça benziyor. Ben ne dersem o olur ama demokrasiyle olur düsturuyla, süslü konuşmalarla adadaki hayatı hızla değiştiriyor. Kurallar getiriyor, yaban adaya medeniyet getirme derdinde ve efendi psikolojisiyle minyatür devletinin kralı oluyor ve o günden sonra ütopya distopyaya dönüşüyor. 

İnsanın doğaya hakimiyeti konusu bu aşamadan sonra devreye giriyor. Martılarla başlayan çözülme, adanın ve ada sakinlerinin felaketine kadar hızla devam ediyor. Sonuçta tek kazanan var; o da martılar, yani doğa. 

İnsan doğaya müdahale edip, onu şekillendirdiğini sandığı andan beri kendini kandırıyor aslında. Doğaya yapılan her müdahale, eninde sonunda insana dönüyor, hem de en sert şekilde. Doğaya uyum sağlamak yerine, onunla mücadeleye başlayan insan, kaybeden olmaktan kurtulamayacaktır. Sen görmezsen çocukların, torunların görecektir doğanın cevabını. Ve insan, dünyanın doğaya uyumsuz tek canlısı, kendisiyle beraber tüm bu mükemmel yaşam zincirini de bozuyor. Zafer kazandığını sandığı bu mücadelenin etkilerini gittikçe belirgin şekilde yaşıyoruz ve yaşayacağız. 

Kitabı okurken bir yandan doğa-insan etkileşimini  düşünürken, bir yandan da ülkemizdeki benzerlikleri düşündüm. Bizim başkan bu kitabı okumuş ve etkilenmiş olabilir mi :) Demokrasi ve millet iradesi konusunda attığı nutuklar, ülkenin yarısından çoğunu etkiliyor ve yapılan tüm rezalet demokrasi adına -hatta ileri demokrasi- yapılıyor. Bunun dışında kitaptaki alegorilerin bir kısmının altında acaba Kürt sorunu da olabilir mi? Ben mi öyle bir şeyler sezdim acaba, bilmiyorum.

Kitabı çok sevdim, çok çok sevdim. Bizim sonumuz ne olur bilemiyorum. Hem doğa açısından, hem de ülke olarak. 

Umarım martılar kazanır, doğa kazanır. Biliyor musun blog, bazen insanlığın sonu gelsin istiyorum. 

Bu Blogda Ara