Geçen gün çok güzel bir film izledim. Mutlu Keçi'nin listesinden seçtiğim Temple Grandin. Müthiş bir film, oyunculuk harika, kesinlikle tavsiye ediyorum. Otizme bakış açısında farklılık yaratabilecek düzeyde iyi anlatılmış.
Film izlerken hissettiklerim, otistik bir çocuğun ebeveyni olmanın ne kadar zor olacağı, insanların -özellikle çocukların- böyle farklı yaşıtlarına karşı ne kadar acımasız oldukları ve beynin ne kadar muhteşem bir organ olduğuydu. Hayvan davranışları konusunda uzmanlaşıp, daha kaliteli mezbahalar ve ağıllar inşa edilmesini sağlamak konusuysa epey ikilemde bıraktı beni. Temple Grandin, hayvanları gözlemleyerek davranış kalıplarını belirliyor, onlar gibi düşünüp, onlar gibi görüp, bunu varolan sistemler üzerinde uygulanmasına yardımcı oluyor. Filmin bir yerinde bir sözü var; "Doğa zalim olabilir ama biz insanlar hayvanlara saygı göstermek zorundayız" gibi bir şeylerdi. Mezbahalarda hayvanların minimum stres yaşamalarını, panikleyerek birbirlerine zarar vermemelerini sağlamak hem işletme hem de hayvanlar açısından fayda sağlayan bir şey. İşletme açısından baktığımızda stres yaşayan hayvanın salgıladığı hormonlar etlerinin kalitesini bozuyor, panikleyerek birbirlerini ezmeleri maddi açıdan zaiyat anlamına geliyor. Hayvanlar açısından ise, ölüm yolcuğunu daha huzurlu hale getirmek.
Dün ablamın tamponları çıkarıldı. Yüzü resmen iki katına çıktı kızın. Doktor bu aşamadan sonra hızlı bir iyileşme süreci başlayacak dedi. Cumartesi günü de dikişleri alınacak, alçı çıkarılacak. Böylece bitmiş olacak. Çok merak ediyorum yaa. Umarım güzel olmuştur, yoksa çok feci bi durum. Dün doktorun muayenehanesinde bekliyorum, ablam içerde, 3-4 kişi daha geldi bizden sonra. Hepsi de estetikli. Çok komikti, kadının biri geliyor, herkes çaktırmadan birbirini inceliyor, neresini yaptırmış, nasıl görünüyor diye :)
Çooook da güzel bir kitap okudum, onu da bir sonraki yazıda anlatayım; Zülfü Livaneli - Son Ada



0 Comment
more_vert